İSG KATİP’ten Gelen SGK Cezaları Haksız Bulundu

SGK kategorisine 21 Kasım, 2018 tarihinde eklendi, 932 defa okundu

İSG-KATİP-cezaları-haksız

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini daha iyi sunabilmek, kayıt dışı işçi çalıştırmanın önüne geçebilmek adına İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programı (ISG KATİP) adı altında bir yazılım geliştirmiştir.

Kanuna göre İSG-KATİP adı verilen bu yazılım ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin elektronik ortamda sunulması ve takip edilmesini amaçlanmıştır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmeliğin tanımlar ve kısaltmalar başlıklı 3. maddesinde İSG-KATİP; iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili iş ve işlemlerin Genel Müdürlükçe kayıt, takip ve izlenmesi amacıyla kullanılan iş sağlığı ve güvenliği kayıt, takip ve izleme programı olarak tanımlamıştır.

Bu program ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri içinde yer alan tüm kişi, kurum ve kuruluşlar ISG KATİP ile işlem yapmaktadırlar. Genel olarak sistemde tanımlı olan kurum, kuruluş ve iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin eğitim ve staj süreçlerinin takibi de İSG-KATİP üzerinden yapılabilir. İş sağlığı ve güvenliği hizmeti için iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirmeleri de İSG-KATİP üzerinden yapılır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün 10.11.2015 tarih ve E.12349 sayılı yazısı doğrultusunda Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün 13.06.2016 tarih 3360350 sayılı yazısı ile SGK İl Müdürlüklerinden; ISG KATİP ve SGK kayıtlarının incelenmesi, incelemeler sırasında herhangi bir uyumsuzluğa rastlanması halinde işverenlere idari para cezası düzenlenmesi istenmiştir.

Örnek vermek gerekirse çalışan kişinin ISG KATİP’e 01.01.2018 tarihinde kaydı yapılmış ve 01.06.2018 tarihinde de çıkışı verilmiş olsun, yine aynı kişinin SGK’ya girişi 03.01.2018 tarihinde kaydı yapılmış 31.05.2018 tarihinde de çıkışı verilmiş olsun görüleceği üzere her iki kayıtta da işe giriş ve çıkışlar birbirini tutmamakta ve uyumsuzluk göstermektedir. Bu şekilde ki uyumsuzlukları çoğaltmak mümkündür.

Peki uyumsuzlukların tespit edilmesi sonucunda hangi cezalar verilmektedir?

Devamını Oku

Aile Hekimi Sorgulama ve Genel Bilgiler

SGK kategorisine 20 Kasım, 2018 tarihinde eklendi, 258 defa okundu

aile-hekimi-sorgulama

2004 yılında 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte Aile Sağlığı Merkezi (ASM) kurulması gündeme gelmiş bilinen adı ile sağlık ocakları işlevini tamamlamıştır.Bu kanuna dayanak bir de 2013 yılında Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.

Aile Hekimi Kimdir?

Kanun ve Yönetmelikte Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapacak olan doktorun yani aile hekiminin tanımı yapılmıştır. Buna göre; zaman zaman gezici sağlık hizmeti verebilen ancak tam gün esasına göre çalışan, kişileri yaş, cinsiyet veya hastalık ayrımı yapmaksızın teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini sunan aile hekimi uzmanı veya Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca öngörülen eğitimleri alan uzman tabiplerdir.

Aile Hekiminin Görevleri Nelerdir?

Kendisine müracaat eden hastaların, hastalıklarına ilişkin teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri vermek. Sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk ve üreme sağlığı konusunda hizmet vermek. Periyodik sağlık muayenesi yapmak. Hastalık gruplarına göre taramalar yapmak. Evde takibi zorunlu olan kişilere gezici sağlık hizmeti sunmak. Bulunmuş olduğu Aile Sağlığı Merkezi’nin yetersiz olması halinde hastayı diğer sağlık kuruluşlarına sevk etmek. Her türlü sağlık raporu, sevk evrakı vb. düzenlemek.

Aile Hekimi Nasıl Tayin Edilir?

Yönetmelik hükümleri gereğince kişilerin, aile hekimlerine ilk kaydı Halk Sağlığı Müdürlüğünce nüfus kayıt sistemindeki adresleri nazara alınarak yapılır. Yani kişi nerede ikamet ediyor ise oraya en yakın olan Aile Sağlığı Merkezinde görevli aile hekimi atanır. Bebek veya çocuklarda ise annelerinin aile hekimlerine kaydedilir.

Aile Hekiminin Kim Olduğu Nasıl Öğrenilir?

Devamını Oku

Beyaz Kod Uygulamasında Yeni Yasa Teklifleri

Hukuk kategorisine 3 Kasım, 2018 tarihinde eklendi, 362 defa okundu

sağlik-calisanlarina-mujde

Daha önceki Beyaz Kod (1111) Şikayeti Nasıl Yapılır? başlıklı yazımızda Beyaz Kod hakkında bilinmesi gereken tüm detayları sizinle paylaşmıştık.

Bu defa ise Beyaz Kod uygulamasının kapsamının iyileştirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan ve sağlık çalışanlarının sağlık hizmeti sunumu veya verilen sağlık hizmetlerinden kaynaklanan nedenlerden dolayı hukuksal güvencelerinin artırılmasını amaçlayan yasa tekliflerini derledik.

Bahsetmiş olduğumuz yasa teklifleri Saadet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu milletvekillerince ayrı ayrı verilmiştir.

2019 yılı için Yasa tekliflerinde getirilen değişiklikler nelerdir?

Bunlardan birincisi Saadet Partisi Milletvekili tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne değinecek olursak; sağlık alanında şiddetin önlenmesi, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının sağlıklarının ve can güvenliklerinin korunması ile iş verimliliğinin artırılması gerekçe gösterilerek mevcut Türk Ceza Kanununun sağlık için tehlike madde temini başlıklı 194. maddesinden sonra gelmek üzere sağlık personeline karşı şiddet içeren tavır ve sağlık hizmetini kesintiye uğratma başlıklı 194/A maddesinin eklenmesi talep edilmiştir. Bu yasa teklifine göre sağlık çalışanları mesleğini icra ettiği esnada baskı görmesi, bir başkası tarafından nüfuz kullanılması ve hukuka aykırı olarak etkilenmesi gibi durumların ortaya çıkmasında üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörüldüğü gibi aynı zamanda bu eylemler esnasında şiddet uygulandığı takdirde ise verilecek olan cezanın yarı oranın artırılması ile verilen cezanın paraya çevrilmemesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmemesi istenmiştir. Yine Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmiş hakaret ve tehdit eylemlerinin sağlık çalışanlarına karşı işlenmesi halinde ise verilecek olan cezanın yarı oranında artırılması istendiği gibi şiddet eyleminin ölüm ile sonuçlanması halinde ise saldırgana ağırlaştırılmış müebbet cezası ile cezalandırılması istenmiştir.

Devamını Oku

Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Yasa Teklifi

SGK kategorisine 1 Kasım, 2018 tarihinde eklendi, 544 defa okundu

tüp-bebek-yasası

Bilindiği üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinde finansmanı yani ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan sağlık hizmetlerine yer verilmiş olup bunların içerisinde de çocuk sahibi olamayan kişilere uygulanacak bilinen adıyla tüp bebek tedavisinin usul ve esasları düzenlenmiştir.

30.10.2018 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu altı milletvekili tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi sunulmuş olup anılı kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nca kayda alınmıştır.

Toplamda 44 maddeden oluşan kanun teklifinin 32. maddesinde üremeye yardımcı (tüp bebek) tedavilerinde kapsamın genişletilmesi amaçlanarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinin (e) bendinin değiştirilmesi talep edilmiştir.

Mevcut yasadaki düzenlemeye göre uygulamada kadınların infertilitesi (kısırlık) problemi olduğunda tüp bebek tedavisi sağlanabilmekte ancak erkeklerin kısırlığında ise zaman zaman problemler yaşanmaktaydı. Ayrıca yine mevcut yasada kadınlar için 39 yaşından küçük olmaları zorunluluğu bulunmaktaydı ki günümüz tıp teknolojisi ile bu yaşın üstünde hamile kalınabileceği saptanmıştır.

Peki yasa teklifi ile getirilecek olan yenilikler nelerdir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan yasa teklifinde dikkat çeken üç değişiklik bulunmaktadır.

Öncelikle kadın erkek ayrımını ortadan kaldırmak adına 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinin (e) bendinin üst başlığı evli olmakla birlikte çocuk sahibi olamayan genel sağlık sigortalısının şeklinde değiştirilerek artık erkeklerin infertilitesi (kısırlık) probleminde de tüp bebek tedavilerinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ücretin ödenmesinin önü açılmış oldu.

İkinci olarak da tıbbın geldiği nokta göz önüne alınarak yaş sınırında bir değişiklik yapılmıştır. Yaş değişikliği yapılırken de alt yaş sınırı olan 23 yaşından büyük olma sınırı korunmuş olup 39 yaşından küçük olma sınırı değiştirilerek 40 yaşından küçük olma şeklinde düzenlemeye gidilmiştir. Artırılan 1 yıl ile bile birçok çiftin bu değişiklikten yararlanabileceği tahmin edilmektedir. Ancak burada şunu belirtmekte fayda olduğunu düşünmekteyiz; mevcut yasada yaş sınırı belirtilirken kadın ve erkek ayrımına gidilmeden doğrudan doğruya 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olma şartı aranmakta iken yasa teklifinde ise kadının 23 yaşından büyük, 40 yaşından küçük olması şartı aranmaktadır. Yeni yasa teklifinin yaş sınırlamasında erkek kadın ayrımı yapmasında kafalarda soru işareti uyandırmış olsa da yani tüp bebek tedavisinde sadece kadınların yararlanabileceği algısı oluşsa da yasa teklifinin amacına ve gerekçesine bakıldığında zaten kadın erkek arasındaki ayrımcılığa son vermek, uygulamada karşılaşılan problemleri gidermek istemesi yatmaktadır. Bu nedenle kişisel düşüncemiz erkeklerde herhangi bir yaş sınırı aranmaksızın tüp bebek yardımından yararlanmak şeklinde yasa teklifinin algılanmasıdır.

Son olarak kalıtsal hastalığı olan veya bu hastalık için taşıyıcı olduğu bilinen çiftlerin sağlam çocuk yapması ya da hasta çocuğu olup ikinci çocuğun sağlam doğması adına gerekli çalışmaların yapılması amaçlanarak Kurumun belirlediği kalıtsal bir hastalığı olan veya bu hastalık için taşıyıcı olduğu bilinen evli çiftin sağlam çocuk sahibi olmasına yönelik kadının 23 yaşından büyük, 40 yaşından küçük olması, uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin Kurum ile sözleşme yapmış olması, eşlerden birinin en az beş yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde en fazla üç deneme ile sınırlı olmak üzere yardımcı üreme yöntemi tedavileri ile bir hastalığın tedavisinin başka tıbbî bir yöntemle mümkün olmaması ve Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları sağlık kurulları tarafından tıbben zorunlu görülmesi halinde yardımcı üreme yöntemi tedavileri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilecektir. Böylelikle sağlıklı nesillerin yetişeceği düşünülmüştür.

Devamını Oku

İstifa Nedir? İstifanın Şartları ve Sonuçları Nelerdir?

Hukuk kategorisine 22 Eylül, 2018 tarihinde eklendi, 586 defa okundu

istifa-nedir-şartları-ve-sonuçları-nelerdir

Hizmet akdi ile çalışan ve iş yerinde çalışmaya başladığı Sosyal Güvenlik Kurumu’na işvereni tarafından bildirilen işçinin istifa etmesi halinde karşılaşabileceği sorunlar veya kaybetmiş olduğu hakların neler olduğu sorunu sürekli merak edilen bir konudur. Farklı kaynaklarda istifa konusu ile ilgili çelişkili bilgiler mevcut bu bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması için işçinin istifa etmesini 4857 sayılı İş Kanunu ve Yargıtay kararları ışığında incelenmesinde fayda olduğunu düşünmekteyiz.

İstifa nedir?

Türk Dil Kurumundaki tanımıma göre istifa; kendi isteği ile işten veya hizmetten ayrılma olarak tanımlanmaktadır.

Buradaki tanım geniş bir tanımdır. Örneğin; işçinin çalışmış olduğu iş yerinden ayrılmak istemesi ya da bir dernek üyesinin derneğin yönetim kurulu üyeliği görevinden ayrılmak istemesi birer istifadır.

Konumuzla ilgili olarak istifayı inceleyecek olduğum uzda ise 4857 sayılı İş Kanununda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İstifa için 4857 sayılı yasanın işçinin derhal fesih hakkının düzenlenmiş olduğu 24. maddesi ile yine aynı yasanın süreli feshi düzenleyen 17. maddesi hükümleri kıyasen uygulanmaktadır. Bu iki kanun maddesinden çıkarılan sonuca göre fesih hakkı karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı irade beyanı ile iş sözleşmesini hemen veya belirli bir sürenin geçmesinin ardından ortadan kaldıran bir hak olarak ifade edebiliriz. Fesih hakkından yola çıkarak istifa; işçinin haklı nedene dayanmadan ve işverene bildirim öneli tanımadan iş sözleşmesini sona erdirmesidir.

Gerçek anlamda istifa nasıl olmalıdır?

Devamını Oku