Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Yasa Teklifi

SGK kategorisine 1 Kasım, 2018 tarihinde eklendi, 797 defa okundu

tüp-bebek-yasası

Bilindiği üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinde finansmanı yani ücreti Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanan sağlık hizmetlerine yer verilmiş olup bunların içerisinde de çocuk sahibi olamayan kişilere uygulanacak bilinen adıyla tüp bebek tedavisinin usul ve esasları düzenlenmiştir.

30.10.2018 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi mensubu altı milletvekili tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi sunulmuş olup anılı kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nca kayda alınmıştır.

Toplamda 44 maddeden oluşan kanun teklifinin 32. maddesinde üremeye yardımcı (tüp bebek) tedavilerinde kapsamın genişletilmesi amaçlanarak 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinin (e) bendinin değiştirilmesi talep edilmiştir.

Mevcut yasadaki düzenlemeye göre uygulamada kadınların infertilitesi (kısırlık) problemi olduğunda tüp bebek tedavisi sağlanabilmekte ancak erkeklerin kısırlığında ise zaman zaman problemler yaşanmaktaydı. Ayrıca yine mevcut yasada kadınlar için 39 yaşından küçük olmaları zorunluluğu bulunmaktaydı ki günümüz tıp teknolojisi ile bu yaşın üstünde hamile kalınabileceği saptanmıştır.

Peki yasa teklifi ile getirilecek olan yenilikler nelerdir?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan yasa teklifinde dikkat çeken üç değişiklik bulunmaktadır.

Öncelikle kadın erkek ayrımını ortadan kaldırmak adına 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 63. maddesinin (e) bendinin üst başlığı evli olmakla birlikte çocuk sahibi olamayan genel sağlık sigortalısının şeklinde değiştirilerek artık erkeklerin infertilitesi (kısırlık) probleminde de tüp bebek tedavilerinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ücretin ödenmesinin önü açılmış oldu.

İkinci olarak da tıbbın geldiği nokta göz önüne alınarak yaş sınırında bir değişiklik yapılmıştır. Yaş değişikliği yapılırken de alt yaş sınırı olan 23 yaşından büyük olma sınırı korunmuş olup 39 yaşından küçük olma sınırı değiştirilerek 40 yaşından küçük olma şeklinde düzenlemeye gidilmiştir. Artırılan 1 yıl ile bile birçok çiftin bu değişiklikten yararlanabileceği tahmin edilmektedir. Ancak burada şunu belirtmekte fayda olduğunu düşünmekteyiz; mevcut yasada yaş sınırı belirtilirken kadın ve erkek ayrımına gidilmeden doğrudan doğruya 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olma şartı aranmakta iken yasa teklifinde ise kadının 23 yaşından büyük, 40 yaşından küçük olması şartı aranmaktadır. Yeni yasa teklifinin yaş sınırlamasında erkek kadın ayrımı yapmasında kafalarda soru işareti uyandırmış olsa da yani tüp bebek tedavisinde sadece kadınların yararlanabileceği algısı oluşsa da yasa teklifinin amacına ve gerekçesine bakıldığında zaten kadın erkek arasındaki ayrımcılığa son vermek, uygulamada karşılaşılan problemleri gidermek istemesi yatmaktadır. Bu nedenle kişisel düşüncemiz erkeklerde herhangi bir yaş sınırı aranmaksızın tüp bebek yardımından yararlanmak şeklinde yasa teklifinin algılanmasıdır.

Son olarak kalıtsal hastalığı olan veya bu hastalık için taşıyıcı olduğu bilinen çiftlerin sağlam çocuk yapması ya da hasta çocuğu olup ikinci çocuğun sağlam doğması adına gerekli çalışmaların yapılması amaçlanarak Kurumun belirlediği kalıtsal bir hastalığı olan veya bu hastalık için taşıyıcı olduğu bilinen evli çiftin sağlam çocuk sahibi olmasına yönelik kadının 23 yaşından büyük, 40 yaşından küçük olması, uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin Kurum ile sözleşme yapmış olması, eşlerden birinin en az beş yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde en fazla üç deneme ile sınırlı olmak üzere yardımcı üreme yöntemi tedavileri ile bir hastalığın tedavisinin başka tıbbî bir yöntemle mümkün olmaması ve Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları sağlık kurulları tarafından tıbben zorunlu görülmesi halinde yardımcı üreme yöntemi tedavileri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilecektir. Böylelikle sağlıklı nesillerin yetişeceği düşünülmüştür.

Devamını Oku

İstifa Nedir? İstifanın Şartları ve Sonuçları Nelerdir?

Hukuk kategorisine 22 Eylül, 2018 tarihinde eklendi, 994 defa okundu

istifa-nedir-şartları-ve-sonuçları-nelerdir

Hizmet akdi ile çalışan ve iş yerinde çalışmaya başladığı Sosyal Güvenlik Kurumu’na işvereni tarafından bildirilen işçinin istifa etmesi halinde karşılaşabileceği sorunlar veya kaybetmiş olduğu hakların neler olduğu sorunu sürekli merak edilen bir konudur. Farklı kaynaklarda istifa konusu ile ilgili çelişkili bilgiler mevcut bu bilgi kirliliğinin ortadan kaldırılması için işçinin istifa etmesini 4857 sayılı İş Kanunu ve Yargıtay kararları ışığında incelenmesinde fayda olduğunu düşünmekteyiz.

İstifa nedir?

Türk Dil Kurumundaki tanımıma göre istifa; kendi isteği ile işten veya hizmetten ayrılma olarak tanımlanmaktadır.

Buradaki tanım geniş bir tanımdır. Örneğin; işçinin çalışmış olduğu iş yerinden ayrılmak istemesi ya da bir dernek üyesinin derneğin yönetim kurulu üyeliği görevinden ayrılmak istemesi birer istifadır.

Konumuzla ilgili olarak istifayı inceleyecek olduğum uzda ise 4857 sayılı İş Kanununda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İstifa için 4857 sayılı yasanın işçinin derhal fesih hakkının düzenlenmiş olduğu 24. maddesi ile yine aynı yasanın süreli feshi düzenleyen 17. maddesi hükümleri kıyasen uygulanmaktadır. Bu iki kanun maddesinden çıkarılan sonuca göre fesih hakkı karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı irade beyanı ile iş sözleşmesini hemen veya belirli bir sürenin geçmesinin ardından ortadan kaldıran bir hak olarak ifade edebiliriz. Fesih hakkından yola çıkarak istifa; işçinin haklı nedene dayanmadan ve işverene bildirim öneli tanımadan iş sözleşmesini sona erdirmesidir.

Gerçek anlamda istifa nasıl olmalıdır?

Devamını Oku

İş Göremezlik Ödenekleri, Ölüm Aylığı ve Cenaze ile Evlenme Yardımı

SGK kategorisine 20 Eylül, 2018 tarihinde eklendi, 717 defa okundu

iş-kazası-işgöremezlik-ödeneği

İş kazasına maruz kalan bir kişinin beden veya ruh sağlığının bozulmasında mağdur olan çalışana, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bir takım maddi haklar tanınmış olup bu haklar genel olarak beş kategoride açıklanabilir.

1-Geçici iş göremezlik

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen bir doktor veyahut da sağlık kuruluşundan alınan raporda belirtilen dinlenme süresi boyunca sigortalının geçici olarak çalışmama durumu geçici iş göremezliktir. Buradaki önemli olan husus raporda belirtilen sürenin belirli olması ve geçici olmasıdır. Örneğin özel güvenlik görevlisi işyerinde görevinle bağlantılı olarak yaşamış olduğu bir kasten yaralama olayında 3 hafta istirahat raporu alması onun geçici iş görmezliğini göstermektedir.

Geçici iş göremezlik bedeli ise az önce söylemiş olduğumuz Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen bir doktor veyahut da sağlık kuruluşundan alınan raporda belirtilen dinlenme süresince çalışana her gün olmak üzere ödenen ödeneğe denilmektedir. İş göremezlik ödeneğinin hesaplanmasında ise iş kazası mağdurun tedavisinde sağlık kuruluşunda ayaktan mı yoksa yatarak mı tedavi olduğuna dikkat edilmektedir. Şayet iş kazası mağduru ayakta tedavi oldu ise günlük ücretinin yarısı kadar, yataklı tedavi oldu ise bu defa günlük ücretinin üçte ikisi olacak şekilde hesap edilmek suretiyle hesaplanır. Örneğin günlük ücreti 100,00 TL. olan bir çalışan iş kazasına maruz kaldığında ve hastanedeki tedavisi de ayaktan olmak suretiyle yapılıp 20 gün geçici istirahat raporu aldığında bu kişiye 1.000,00 TL. geçici iş göremezlik ödeneği ödenecektir.

Yasal düzenleme gereğince 4/A çalışanlar yani bir hizmet karşılığı çalışanlar geçici iş göremezlik ödeneği için sigortalılık süresi ve prim gün ödemesi önemli değilken 4/B yani kendi nam ve hesabına çalışanların ise genel sağlık sigortası primi ve diğer borçlarını ödemesi gerekmektedir.

Devamını Oku

İş Kazası Bildiriminin Yapılmasında Bilinmesi Gerekenler 2019

SGK kategorisine 19 Eylül, 2018 tarihinde eklendi, 929 defa okundu

iş-kazası-olduğunda-kuruma-bildir

Sosyal Güvenlik Kurumu’na işe girişi bildirilmiş olan bir çalışanın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunda belirtilen şartların ve durumların gerçekleşmesi halinde beden veyahut ruh sağlığının bozulmasına iş kazası denilmektedir.

Takdir edileceği üzere iş kazası olayı meydana geldiğinde bu durumun Sosyal Güvenlik Kurumu’na bazı durumlarda ise hem Sosyal Güvenlik Kurumu’na hem de genel kolluğa yani emniyet veya jandarmaya bildirilmesi yasal zorunluluktur. Zira 5510 sayılı kanunun 13. maddesinde iş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması hüküm altına alınmıştır.

İş kazasının bildirilmesinde iş kazasına maruz kalan kişinin statüsü dikkate alınarak üçlü ayrıma gidilmektedir.

1-Hizmet sözleşmesi uyarınca çalışan (4/A) kişilerin iş kazası

İşveren yanında, bir iş sözleşmesi uyarınca çalışan sigortalının beden ve ruh sağlığı bozuldu ise yani iş kazasına maruz kaldı ise iş kazasının meydana geldiği hem genel kolluğa hem de Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmek zorundadır. Bu bildirim işveren tarafından yapılmak zorundadır. Bu bildirimlerinde belli süreleri vardır. İşveren, iş kazasının olduğunu derhal vakit kaybetmeksizin genel kolluğa bildirmeli, yine iş kazasının olduğunu da üç iş günü içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmek zorundadır.

Devamını Oku

İş Kazası Hakkında Bilinmesi Gereken Ayrıntılar

SGK kategorisine 19 Eylül, 2018 tarihinde eklendi, 458 defa okundu

iş-kazası-iş-kazası-şartları

Hayatın olağan akışı gereği gerek özel hayatımızda gerekse iş hayatımızda kaza riski ile karşı karşıyayız. Özel hayatımız dışında, iş hayatımızda kaza ile karşılaşırsak neler yapmalıyız ya da haklarımız nelerdir pek bilinmez, genelde kulaktan dolma bilgilerle bazı şeyler yapmaya çalışırız. Yaptıklarımız da ya yanlış ya da eksik olduğu için de aslında hakkımız olan şeylerden mahrum kalırız.

İş kazası konusu oldukça kapsamlı bir konu olup bu yazımızda Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde iş kazasını irdeleyeceğiz. Bu bağlamda;

İş kazası nedir?

İş kazası genel olarak çalışan kişiyi bedenen veya ruhen engelli hale getiren olaya denir.

İş kazası tanımından yola çıkacak olursak her kaza iş kazası sayılır mı sorusu aklımıza gelmektedir. Maalesef her kaza iş kazası sayılmamaktadır. Bunun için yani iş kazası olabilecek hallerin düzenlendiği ve şu an yürürlükte bulunan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun incelenmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz kanunun 13. maddesinde iş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması açıkça düzenlenmiştir. Buna göre;

Hangi olaylar iş kazası sayılmaktadır?

Devamını Oku