SGK Hizmet Tespit Davası

SGK kategorisine 4 Eylül, 2018 tarihinde eklendi, 922 defa okundu

Kural olarak bir işveren yanında çalıştırmış olduğu işçileri sigortasız olarak çalıştıramaz, çalıştırıldığı takdirde özel kanunlarda düzenlenmiş olan cezai müeyyidelerle karşı karşıya kalmaktadır.

Peki, işveren yanında çalıştırmış olduğu işçinin sigortasını yapmazsa işçinin ne yapması gerekmektedir?

Böyle bir durumda karşılaşan işçi; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında hizmet tespit davası açması gerekmektedir.

İşçinin, hizmet tespit davası açmasından önce dikkat etmesi gereken bazı durumların varlığı unutulmamalıdır. Bunlar;

  • Öncelikli olarak işveren, yanında çalıştırmış olduğu işçinin çalışmasını kanun ve yönetmeliklerdeki usul ve esaslar doğrultusunda SGK’ya bildirmemiş olması gerekmektedir.
  • İşçinin, sigortalı sayılmayan kişilerden olmaması gerekmektedir. Bunun için de yukarıda belirtmiş olduğumuz 5510 sayılı kanunun 6. maddesine bakmamız gerekmektedir. Kanuna göre sigortalı sayılmayanlardan bazıları işverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi, askerlik hizmetlerini er veya erbaş olarak yapanlar örnek gösterilebilir.
  • İşçinin, gerçekleştirmiş olduğu bu çalışması bir hizmetin karşılığı olmalı ve hizmet ilişkisi de işverene ait olan işyerinde veya eklentilerinde gerçekleşmesi gerekmektedir.

Hizmet tespit davası açılırken ise bir takım yasal düzenlemelerin olduğunu unutmamız gerekmektedir. Özü itibariyle hizmet tespit davası açılırken 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunundan yararlanmamız ve bu kanunlarda belirtilen usul ve esaslara göre hizmet tespit davasını şekillendirmemiz gerekmektedir. Bu kanunlardaki düzenlemelere değinecek olursak;

  • Hukuki yarar; Kanun gereği işçinin bu davayı açmasında hukuki yararının bulunması gerekmektedir. Keza işçinin çalışmış olduğu günler SGK’ya bildirilmediği dolayısı ile bildirilmeyen bu günlerin ileride emeklilik işlemlerine etkisi olacağı için işçinin bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğu peşinen söylenebilir.
  • Zamanaşımı; Kanun ve Yargıtay’ın artık kökleşmiş kararları doğrultusunda bir işçi bu davayı açabilmesi için 5 yıllık süre içerisinde açması gerekmektedir aksi takdirde zamanaşımı nedeniyle dava red edilecektir.
  • Görevli mahkeme; Kanun gereği hizmet tespit davalarında görevlendirilmiş olan mahkeme iş mahkemesidir. Hatta iş mahkemeleri de kendi aralarında sınıflandırılarak sosyal güvenlik mahkemesinin kurulduğu yerlerde bu davalara sosyal güvenlik mahkemeleri bakmaktadır. İş Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise bu davalar asliye hukuk mahkemelerinde iş mahkemesi sıfatıyla incelenip karar altına alınmaktadır.
  • Yetkili mahkeme; Kanun gereği davalının yani işverenin ikamet ettiği yerde veya hizmet akdinin görüldüğü yerde hizmet tespit davası açılması gerekmektedir.
  • Taraf; Hizmet tespiti davası esasında çekişmeli bir dava türüdür. Bu nedenle de davacısı ve davalısı olmak zorundadır. Bu davaların davacısı yani kendi nam ve hesabına bir şey isteyen veya talep edeni ifade etmekle birlikte SGK kaydının bildirilmemiş olan işçidir. Diğer taraf yani davalı taraf ise işçinin SGK kaybını kanun ve yönetmelik çerçevesinde SGK’ya bildirmeyen işverendir. Ayrıca mevzuatta değişiklik yapılmadan önce SGK’da davalı olarak bu davalarda yer alıyordu. Ancak yapılan son yasal değişiklikle birlikte SGK’ya karşı hasım gösterilemeyecek olup dava ya ihbar edilebilir ya da feri müdahil olabilir.
  • İspat külfeti; Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka anlatımla iddia sahibi bu iddiasını ispatlamak zorundadır. Hizmet tespit davasında da davacı konumunda olan işçi, bahse konu işyerinde çalıştığını ispat etmesi gerekmektedir.
  • Deliller; Hizmet tespiti davaları hemen hemen her delil ile ispat edilebilir. Bunun için davacı yani işçinin delillerini açıkça belirtmesi gerekmektedir. Ancak bahse konu dava türüne özgü olarak re’sen araştırma ilkesi de söz konusudur. Yani dosyanın hâkimi tarafların bildirmiş olduğu deliller dışında, dosyanın aydınlatılması ilkesinden hareketle başkaca delilleri de toplayabilmektedir. Bu davada kullanılan deliller ise; SGK kayıtları, işverenin kayıtları, esnaf sicil/oda/dernek kayıtları, işçi özlük dosyası, tanık, bilirkişi ve keşif incelemesi ilk akla gelenlerdir. Tabi bunların dışında örneğin davacı işçinin işyerine gelmiş olan resmi bir evrakı teslim almış olması, resmi denetlemeler esnasında tutulan tutanağa imza atmış olması da delil sayılabilir.

Yukarıda anlatımlar ışığında şayet bir işçi, çalışmış olduğu işyerindeki çalışma süreleri SGK’ya bildirilmez ise açacak olduğu hizmet tespit davasında bildirecek olduğu deliller ile de bu durumu ispat etmesi halinde çalışma süreleri tespit ve SGK’ya tescil ettirilmiş olur.

Hizmet tespit davası ile ilgili olarak yukarıda anlatılanların dışında sıkça sorulan sorular şunlardır;

  • Hizmet tespit davasını açarken avukat tutmam zorunlu mudur?

Hayır, hizmet tespit davası açarken bir avukat tutmamız zorunlu değildir. Ancak bu dava teknik bir dava olduğu için bir avukattan hukuki yardım almanız hatta bu davayı bir avukat eşliğinde açmanızda fayda bulunmaktadır. Şayet avukat tutacak ekonomik gücünüz olmaması halinde ve bu durumu ispatlar belgeleriniz olması halinde davanın açılacağı yerde bulunan baro veya baro temsilciliklerine müracaat ederek adli yardımdan yararlanarak kendinize ücretsiz avukat tayin ettirebilirsiniz.

  • Hizmet tespit davasını açarken adliyede herhangi bir ödeme yapacak mıyım?

Evet, hizmet tespit davası açarken maktu harç ve gider avansı ödenmek zorundadır. Bu dava özü itibariyle maktu yani her yıl değişmekle birlikte standart bir ödemeyi ifade etmektedir. Bu harç, alacak verecek davalarından ayrı olarak cüzi rakamlara denk gelmektedir. Gider avansı ise mahkemenin yapacak olduğu tebligatlar ve delillerin toplanılması için yapılacak olan yazışmalar ve bildirecek olduğunuz tanıkların ücretleri için alınmaktadır.

  • Hizmet tespit davasındaki davalı olan gerçek şahıs olan işveren vefat etmiş ise ne yapılmalıdır?

Böyle bir durumda vefat eden işverenin yasal mirasçılarına dava yöneltilerek mirasçılar davaya dâhil edilmelidir.

  • Hizmet tespit davasındaki davalı olan şirket tasfiye halindeyse veya tasfiye edilmiş ise neler yapabilirim?

Böyle bir durumda şayet çalışmış olduğunuz şirket tasfiye halinde ise tasfiye idaresine karşı davayı yönlendirmelisiniz. Ancak tasfiye işlemi tamamlanmış ise bu defa öncelikle şirketin yeniden aktif olabilmesi için tüzel kişiliğin ihyası davası açılması ve bunun sonucuna göre hizmet tespit davasında yol izlenmesi gerekmektedir.

Devamını Oku